Merhaba, bu hafta da yeni bir filmle karşınızdayım. 2020 yapımı Enola Holmes filminin devam niteliğinde olan Enola Holmes 2’yi inceleyeceğim. Haydi gelin 4 Kasım’da izleyiciyle buluşan; kadrosunda Millie Bobby Brown, Henry Cavill, Louis Partridge, David Thewlis’in yer aldığı; senaryosunu Jack Thorne ve Nancy Springer’in paylaştığı, yönetmen koltuğuna Harry Bradbeer’in oturduğu gizem dolu bu filme göz atalım.

İlkinde olduğu gibi bu filmde de Sherlock’u görüyoruz. Fakat Enola’nın diğer abisi Mycroft filmde yer almıyor. Öncelikle ilk filmi mi yazsam diye düşündüm fakat taptaze bu filmi izleyesim geldi. İzninizle başlıyorum. Enola, ilk davasını çözdükten sonra bir dedektiflik bürosu açar. Fakat genç bir kız olduğunu için onu ciddiye almazlar ve iş yapmazlar. Başarısız olduğunu düşünür ve büroyu kapatma kararı alır. İşte tam bu sırada küçük kız Bessie, Enola’dan ablasını bulmasını ister.

Enola, Bessie ve ablasının kaldığı eve gelir. Kaybolan Sarah hakkında birazcık da olsa bilgi toplayan Enola, kızların çalıştığı kibrit fabrikasına işçi olarak kaydolur. Fabrikanın yazıhanesine gizlice giren dedektif kızımız, Sarah’ın önemli bir belgeyi koparıp aldığını görür ve hakkında daha fazla bilgi edinmek için aynı fabrikada çalışan bir kızı takip etmeye başlar.

Sarah ve takip ettiği kız Mae’nin akşamları Paragan adlı bir tiyatroda çalıştığını öğrenen Enola, Sarah’ın masasında bir mektup bulur ve mektupta yer alan şifre onu bir eve götürür. Enola, Sarah ile karşılaşma ümidi ile gitse de Mae’yi yatakta kanlar içinde bulur. Kendisine bırakılan kağıdı fark eden Enola, kağıdı saklar. O sırada başka bir dedektif ve polis ekibi gelir. Enola’yı suçlarlar, kağıdı almak isteseler bile Enola kaçar.

Polislerden ustaca kaçan Enola, abisinin yanına gider. Bir gece önce tesadüfen karşılaşan kardeşler, birbirlerinin davaları hakkında bilgi sahibi olmak isterler. Fakat bir süre sonra anlayacaklardır ki davaları bağlantılıdır. Enola, kendi davasının peşine iyice düşmüştür ve olayları çözmek için bir baloya gider. Zekası sayesinde mektubu yazan kişinin tam da o baloda bulunan Lord William olduğunu anlar. Ve kendisiyle konuşmak için çeşitli yollar dener.

Bu arada ilk filmde yer alan bir aşk hikayesi var Enola ile Lord Tewkesbury arasında. Baloda iki aşık tekrar karşılaşır ve aralarındaki kıvılcımlar alevlenir. Bu arada dedektif kızımız, Lord William ile konuşmak üzereyken polisler tekrar Enola’nın karşısına çıkar ve bu sefer kaçma şansı olmaz. Tutuklanır, hapse atılır. Kardeşinin hapishanede olduğunu duyan Sherlock, dostu Edith’ten yardım ister. Edith de bir gün kardeşlerin annesi Eudoria ile cezaevine bomba atar, Enola ve diğer hükümlüler kaçar. Kurtulduktan sonra Lord Tewkesbury’u görmeye gider, burada baloda sohbet ettiği Cicely gelir. Kızın konuşmalarından ve daha önce gördüğü anlardan, onun aslında Sarah olduğunu anlar.

Enola, davayı çözdüğünü düşünür. Lord William ve Sarah birbirlerine aşık çifttir. Ve fabrikadaki yolsuzluğu ortaya çıkarmak ve durdurmak adına bir plan yapmışlardır. Evet, düşündüğü doğrudur. Fakat eksik olan ve tamamlanmayan, aklını kurcalayan durumlar vardır. Yine de her şeye rağmen gerçekler ortaya çıkar. Bayan Troy, kadın olmanın kendisine her yerde dezavantaj sağladığını düşünmüş ve kendince eğlenceli şekilde herkes tarafından ‘görülmek’ istemiştir.

Film, aksiyonu bol olsa da ilk filmin verdiği eğlenceyi veremedi. Son yarım saat daha hareketli geçti. En etkilendiğim sahne ise Sarah’ın fabrikada işçi arkadaşlarına, ölen kızların aslında tifüsten değil de fosfor yüzünden öldüğünü, baştakilerin ise bunu bildiği halde ölümlere göz yumduğunu söylediği andı. Ve bunun ardından tek ses olarak işi bırakma eylemini gerçekleştirmeleriydi. Gerçek hayatta yaşanmış bir olayı bu derece anlamlı bir şekilde oynamaları gerçekten de etkiledi beni. Sarah ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği bu eylem, o dönemin gazete manşetlerinde “Sarah Chapman’ın Önderliğindeki Kibritçi Kız Grevi” şeklinde geçmiştir. Ve kadınların kadınlar için yaptığı ilk endüstriyel eylem niteliği taşımasının yanı sıra bu grev sonrasında çalışma şartları sonsuza dek iyileştirilmiştir.

Söylemeden edemeyeceğim filmin sonunda bir de sürpriz var. Sonunda Sherlock ve dostu Doktor Watson tanışıyor ve ev arkadaşı oluyorlar. Oyunculuklar oldukça iyiydi. Yaşanmış bir olayı filme aktarmaları gayet yerinde ve ustacaydı. Bilgilenmemin yanı sıra hoş da vakit geçirdim. Şimdiden iyi seyirler.

Yorum yok