Öncelikle size önereceğim filmlerin çoğu günümüzdekiler gibi kadronun ve görsel efektlerin ekmeğini yemeye çalışan filmlerden değil de çekildiği yıllara göre fazlasıyla insanı ikileme düşüren, günümüzdeki filmlerin esin kaynağı olmuş yapımlardan oluşuyor. Bunların yapım yılı çok eski asla izlemem deyip geçmeyin derim.
Beklenmeyen Şahit / Witness for the Prosecution (1957)
Siyah beyaz film olmasına ve 1957 yılında çekilmiş bir yapım olmasına asla burun kıvırmayın tam bir şaheser.

Konusu:
Filmde, cinayetle suçlanan bir adamın duruşması anlatılıyor. 6 dalda Oscar’a aday gösterilen Agatha Christie imzalı filmde, kalp krizi geçiren Wilfrid Robarts’ın bir süreliğine mesleğine ara vermesi ve bu süreyi dinlerek geçirmesi gerekir. Ancak Leonard Vole davasını duyduğunda tüyleri ürperen Robarts, mahkeme salonuna geri döner.
Sanık, daha öncesinde tanıştığı ve avukatlığını yaptığı isimdir ve bu adam zengin ve dul bir kadını, Emily French’i öldürmekle suçlanıyordur. Vakti zamanında sanığa deliler gibi aşık olan French, ölmeden önce mirasındaki en önemli varisi olarak Leonard’ı atamıştır. Haliyle tüm deliller tutarlı bir şekilde Leonard’ın katil olduğundan yanadır.
Ölüm Kampı / Sleepaway Camp (1983)
Bir grup genç kampa giderler, başlarına geleceklerden habersizdir cümlesini çok kez duymuşuzdur. Sıfır beklenti ile izleyip gecenin bir vakti dumur olmama sebep olan, günümüzdeki teen slasher temasının başlama sebebidir belki bu film.

Konusu:
John Baker iki çocuğuyla birlikte gölde bir gezintiye çıkar ve bu esnada korkunç bir kaza meydana gelir. Kazada John ve oğlu Peter hayatını kaybeder, sadece Angela hayatta kalır. Aradan sekiz yıl geçmiştir ve Angela yakın akrabalarıyla birlikte yaşayan çekingen, içine kapanık birine dönüşmüştür. Kuzen ile bir kampa giden Angela, buradaki diğer çocukların zorbalığına maruz kalmıştır. İşin ilginç noktası Angela ile uğraşan herkesin başına felaketler gelmektedir.
Vahşi Şeyler / Wild Things (1996)
Scream serisinden tanıdığımız Neve Campbell, Matt Dillon, Denise Richards, Kevin Bacon gibi isimlerin başrollerini paylaştığı polisiye temalı, entrikanın ve ters köşelerin adeta havada uçuştuğu bu hikayeyi tahmin etmek gerçekten zor. İnanılmaz akıcı bir yapım.

Konusu:
Son derece yakışıklı bir öğretmen kendisine aşık bir öğrencisi tarafından tecavüzle suçlandıktan sonra, ikinci bir kız daha aynı suçlamayı yapar. Davayı araştıran dedektif ise çok geçmeden hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder. Bu kasabada olayları aydınlatmak günden güne zorlaşmaya başlamıştır.
Yüksek Tansiyon / Haute Tension (2003)
Asla yorumlara bakmadan direkt açıp izleyin dediğim, yayınladığı dönem epey beğenilen efsane film.

Konusu:
Okuldan arkadaş olan Alex ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışabilmek dinlenmek için Marie’nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Gece geç saat varır varmaz yatarlar. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir seri katil içeri dalıp evdekileri öldürmeye başlar.
Kuraldışı / Basic (2003)
Gerçekten de sonunu asla tahmin edemediğim şahane kadroya sahip, ters köşeleriyle suratımıza adeta tokat atan yapım.

Konu:
Önemli bir ordu birliğinin komutanı olan Nathan West başarılı olmasının yanısıra sert ve öfkeli kişiliği sebebiyle askerleri tarafından pek sevilmeyen bir liderdir. Bir görev esnasında meydana gelen fırtına sonrasında West kaybolur, askerlerin bir kısmı da hayata veda eder. Bu gizemli olayı aydınlatmak için göreve atanan Julia Osborne hayatta kalan askerleri sorguya alır. Başlarda işler beklediği gibi yolunda gitmezken yavaş yavaş aydınlanan sır perdesi önemli gizemleri açığa çıkaracaktır.
Yeni yazılarda görüşmek üzere, hoşça kalın…

Yorum yok