Herkese merhaba, uzun zamandır sinemaya gitmediğimi fark ettim. Ve soluğu usta yönetmen Çağan Irmak’ın son filmi olan Sevda Mecburi İstikamet’te aldım. Oldukça yeni ve sıcak olan Sevda Mecburi İstikamet, 6 Ocak günü vizyona girdi. Selçuk Yöntem ve Selin Şekerci’nin başrollerini paylaştığı filmin oyuncu kadrosunda Günay Karacaoğlu, Kubilay Aka, Elif Ceren Balıkçı, Şebnem Sönmez ve Nergis Öztürk yer alıyor.

Film, Selim’in oynadığı dizinin bir sahnesiyle başlar. 70’li yıllarda sinemanın jönü, Yeşilçam filmlerinin aranılan yüzü olan Selim, yaşlanmasına rağmen oyunculuk kariyerini bir türlü sonlandırmaz. Fakat eski eşi Sevda, ölüm döşeğindeyken kızları Suna’yı ona emanet eder. Film de tam burada başlar.

O ana dek Suna ile hiçbir iletişimi olmayan Selim için kızı ile anlaşmak o kadar da kolay olmaz. Suna’nın hoşlanmadığı, dokundurtmadığı şeyler vardır. Her şeyin doğru ve dürüstçe anlatılmasını ister. Çok renkli elbiselerden haz etmez. Babasına olan kırgınlığını filmin başında yoğun bir şekilde hissetsek de sonlara doğru Selim’i affettiğini görüyoruz.

Selim, kızıyla daha fazla vakit geçirmek ve bir nevi yaptıklarını telafi etmek için çözüm arar. Bir süre sonra ise aklına bir fikir gelir. Suna ile birlikte geçmişe yolculuğa çıkarlar. Baba kız, ellerinde kamerayla düşer yollara. Selim, Sevda ile ilk tanışmalarını, birbirlerine nasıl aşık olduklarını, kendilerine özel yerlere giderek anlatır. Anlattıkça da geçmişte verdiği kararlardan tekrar tekrar pişman olur.

Şimdi biraz detaya inmek istiyorum. İlk bölümde Selim’in geçmişte takılı kaldığını genç ve jön Selim’in hayalet gibi aniden belirip konuşmalarından anlıyoruz. (Genç Selim, sinema filmlerinde oynuyor gibi konuşuyor) Oyunculuğa hayatını adamış bir adam Selim ve bu yolda sevdiği kadından, kızından vazgeçmiş, onları terk etmiş. İçinde hep yaptıklarının acısını yaşamış. Suna’yı, otizmli olduğu için ona zarar geleceğinden korkup öldü gibi göstermiş, rol gelsin diye eşinden boşanmış ve tüm bunların pişmanlığını kalbinde taşımış.

Flashbackler ikinci bölümde daha fazla yer alıyor. Suna’nın babasına karşı gardını indirmesi de beni sevindirdi. Genç Selim’in söylediklerine katlanamayıp onu bir yol kenarında ezip geçti baba kız. Ve yıllar boyunca hasret kalan ikili sonunda güzel günlere adım attı.

Gelelim oyunculara. Selin Şekerci’yi pek izlememiştim, bence rolünün hakkını vermiş. Genç Selim rolünde Kubilay Aka’nın hali, tavırları da filme göre hoşuma gitti. Genç Sevda’yı oynayan Elif Ceren Balıkçı’yı da yetenekli buldum. Selçuk Yöntem’e zaten laf söylemem, söyletmem de. Genel olarak beğendiğim bir film oldu. Sinemada olması dezavantaj mı bilemiyorum. Dijital platformlarda gösterilse daha fazla izlenebilir sanki. Yine de tüm ekibin eline, koluna, zihnine sağlık. İzlemek isterseniz, kaçırmayın derim. Şimdiden iyi seyirler.

Yorum yok