Genç kuşağın başarılı oyuncularından Enes Demirkapı, Tam İsabet Sorular köşemizin konuğu oldu! Onu Gülperi dizisinin Gökhan’ı olarak tanıdık. Kardeşlerim ve Masumlar Apartmanı gibi fenomen olmuş işlerde yer aldıktan sonra bugünlerde Veliaht dizisi ile kalbimizi kazandı. Kendisi ile Veliaht’ın Doğa’sı olmayı, kariyer yolculuğunu ve gelecek hedeflerini konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Öncelikle teklifimizi kabul ettiniz, çok mutlu olduk teşekkür ederiz. Nasılsınız, iyi gidiyor mu hayat bu aralar?

Ben teşekkür ederim… Hayat hep olduğu gibi bir öyle bir böyle. Şu sıralar gayet iyi. Umarım 2026 hepimizin için daha iyi bir yıl olacak.

Oyunculuğa nasıl başladığınızı soralım bilmeyenler için, bu yolculuğa çıkışınız nasıl oldu? Hep hayal ediyor muydunuz?

Hep hayal ettiğim bir şey değildi. Biraz hayat beni bu yola sürükledi gibi oldu ve  bir noktada artık her gün hayal ettiğim bir şeye dönüşmüştü. Lise ve üniversitede Radyo ve Televizyon bölümü okumam aslında beni bu mesleğe yaklaştıran ilk gerçeklerden biri oldu. Kısa film çekmek, senaryo yazmak gibi dersler olduğu için oyunculukla da gerçek anlamda ilk orada tanıştım. Arkadaşlarım zamanla okul projelerinde oyuncu olarak beni kullanmaya başladı. Hocalarımdan ve arkadaşlarımdan güzel tepkiler alıyordum. Bu mesleğe dair içimdeki ilk kıvılcım da zaten o zaman yanmaya başladı. O dönemden sonra o kıvılcım hiç sönmedi. Her gün ve her gece bu mesleğe dair hayaller kurarak uykuya dalmaya başladım. Ama dediğim gibi şanslı bir insan olmalıyım ki karşıma hep iyi insanlar çıktı. Eğitim konusunda, sektörden insan tanımam konusunda bana yardımcı olacak insanlarla karşılaştım ilk zamanlarımda. Sonra zamanla kendi yolumu çizmeye, farklı eğitimler almaya ve ufak ufak kariyer adımlarımı atmaya başladım. Ama şimdi bile, çok küçükken ya da ergen dönemlerimde yaşadığım bazı hikayelerimi düşündüğüm zaman, hayatın beni neden bu yola çektiğini de anlayabiliyorum. Yolcuğumun doğruluğunu, bu yolda devam etmem gerektiğine de o şekilde karar vermiştim.

Sizi Gülperi dizisinin Gökhan’ı olarak tanıdık. Gökhan alışık olduğumuz karakterlerden değildi. Karanlık bir tarafı vardı ancak aşık olmak onun kalbini yumuşattı. Gri yazılmış bir karakterdi bizce. Nasıl tanıştınız Gökhan ile?

Dürüst olmak gerekirse Gökhan’la tanışmam çok hızlı olmuştu. Çünkü ilk profesyonel dizi seti deneyimimi yaşadığım bir süreçle başladı her şey. Bir yandan setin işleyişini anlamaya çalışıyor ve bir oyuncu olarak orada bulunmanın tam olarak nasıl olması gerektiğini anlamaya çalışıyordum. Yani Gökhan ilk zamanlar ikinci planda kalıyordu. Fakat zamanla kendiliğinden bir şeyler oluşmaya ve akmaya başladı. Çok kıymetli, çok güzel insanlarla çekilen bir işti. Ana mekanlarımızda yaratılan gizemli ve karanlık havanın yavaş yavaş karakterlerin içine işlediğini hatırlıyorum. Sevgili Cem ( Bender) abi ve Burak ( Dakak)’tan da çok besleniyordum. Dediğinizde haklısınız, Gökhan gri bir karakterdi. Hayat onu sevimsiz ve bazı pis işler yapmaya itmişti. O da hayatta kalmak adına elindeki tek seçeneklere tutunuyordu. Hiçbir zaman seçebileceği ikinci bir seçeneği olmuyordu. Özünde naiflik barındıran ama dışarıya karşı sert olan bir karakterdi. Şimdi düşününce 8 yıl olmuş. Çok acayip geliyor bu durum. Çok güzel zamanlardı.

Çok başarılı olan, fenomen olmuş işlerde oynadınız şimdiye kadar. Gülperi, Masumlar Apartmanı, Kardeşlerim şimdi de Veliaht.. Harika  bir kariyer yolculuğu devam ediyor. Nasıl tecrübeler yaşadınız? Yolculuğunuza neler kattı böyle harika işlerde yer almak?

Bir kere çok şanslı bir insan olduğumu anladım. Bulunduğum her işte, işinde gerçekten iyi olan, işini seven ve en önemlisi meslekte yeni olan iş arkadaşlarına alan açan, yol gösteren insanlarla karşılaştım. Bu mesleğin onlar için ifade ettiği şeyleri anlamaya çalışmak, kendi kariyerimdeki vizyonumu da daha ileriye taşımama yardım ediyor gibi hissediyorum.

Kendinize en yakın bulduğunuz, oynarken onunla ayrı bir bağ kurduğunuzu hissettiğiniz karakter hangisi oldu? Her karakterin ayrı bir yeri vardır tabii ki ama mutlaka yeri ayrı olan vardır diye düşünüyoruz. 🙂

Zübeyde, Analar ve Oğullar filminde Atatürk’ün gençliğini oynamıştım. Ne oynarsam oynayayım Atatürk’ün o gençlik dönemlerini canlandırmak bambaşka bir deneyim olarak kalacak benimle. Gençlik dönemi görsel sanatta daha önce hiçbir yerde işlenmedi. Bir oyuncu olarak çok şanslıydım. Onunla bu kadar yakından bağ kurmaya çalışmak, ya da daha doğrusu en basit şekilde; onun gençliğindeki dünyasına bir nebze dahil olmak, Enes’in onu çok daha iyi anlamasına sebep olmuştu. Bu da hayatımdaki en büyük şanslarımdan biriydi.

Bugünlerde gündemden düşmeyen bir Veliaht var herkesin dilinde.. Nasıl dahil oldunuz diziye? Doğa ile tanışmanız nasıl oldu?

İlk audition geldikten sonra uzun bir bekleme süreci oldu. Bu sürede Doğa hep aklımın bir köşesinde dönüp duruyordu. Beni gerçekten heyecanlandıran bir proje ve karakterdi. Yönetmen görüşmesi için çağırıldığımda askerliğimin son 5 günündeydim. Askerden sonra ailemin yanına dönmeyi düşünüyordum ama görüşme için direkt İstanbul’a geçtim ve hemen ertesi gün görüşmeyi yaptık. Serra (Arıtürk) ile beraber oynadığım bir audition çekildi ve sonrasında bu şahane ekibe dahil oldum.

Sosyal medyaya  baktığımızda görüyoruz ki ve Doğa çok sevilmiş. İki kardeşin arasındaki fedakarlık ve bağ çok sevildi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Doğa açıkçası pek sevilmemiş de olabilir çünkü çok kısa bir sürede herkesin başını tehlikeye sokacak işlere imza attı. Fakat iki kardeş arasındaki bağın sevildiğine kesinlikle katılırım. İkisi de özünde birbirlerinin iyiliği için var olan ve birisi olmadan diğerinin her zaman yarım ve eksik kalacağı bir bağ vardı aralarında. Bu oynarken çok farklı hissettiren bir duyguydu.

Reyhan ve Doğa’nın geçmişi dizide en çok merak edilen konulardan biri. Spoiler vermeden bir cümle rica etsek sizden? İleride ışık var diyebilir miyiz bu ikili için?

Kardeşlerin geçmişi çok aydınlık değil. Ağır olaylar yaşamışlar ve büyük sorumlulukların altına girmek zorunda kalarak, zamanla birbirlerine daha da muhtaç hale gelmişler. Babaları kalp krizinden ölüyor. Doğa’nın annesiyle arası hiçbir zaman iyi olamıyor. Doğa bir motosiklet kazası ile komaya giriyor ve aynı zamanda bu kaza sırasında kız arkadaşının da ölümüne sebep oluyor. Ama kardeşlerin arasındaki bağ hayatlarındaki en aydınlık, en berrak ve en güzel şey. O derece düşkünler birbirlerine… Bu konular işlendiği ve spoiler olmaktan çıktığı için birkaç cümle oldu…

Veliaht seti desek? Böyle kaliteli bir oyuncu kadrosu ile çalışmayı anlatır mısınız biraz bize? Nedir ekrandan bizlere geçen enerjinin sırrı?

Kamera önü ve arkasında işini büyük bir saygı ve sevgi ile yapan bir ekip var. Enerjinin sırrı kesinlikle bu. Böylesi profesyonel oyuncularla ve güzel insanlarla beraber aynı sahneyi paylaşmak dünyanın en iyi oyunculuk eğitimi. Gözlem yeteneği güçlü birisiyimdir. Çalıştığım her günde büyük deneyimler yaşadım. Çok kıymetli bir süreç benim için.

Peki şu zamana kadar oynadığınız dizilerde aklınızda kalan sahneleri soralım. Çekerken en zorlandığınız sahne hangi işte ve hangi sahneydi? İleride böyle bir karakter oynamak isterim dediğiniz  bir hayaliniz var mı ?

Zübeyde, Analar ve Oğullar filminde oynadığım bir sahne geldi aklıma. Orada Atatürk’ün gençliğini, en deli fişek çağlarını canlandırıyordum. Küçük kardeşinin ölüm haberini okuldayken alıyor ama biraz geç haber veriliyordu. Bu sebep yüzünden cenazesini de kaçırmıştı. Kardeşinin zamansız ölümüne çok üzülmüş hatta cenazesini bile göremeyince bu üzüntü onu darma duman etmişti. Bu yüzden annesine de öfke duyarak eve girdiği, evde de henüz aralarının pek iyi olmadığı üvey babası da olunca, tüm hayatını kapsayan üzüntüleri ve öfkeleri birbiri içine girmiş, yoğun ve derin bir sahneydi. O sahnede gerçekten zorlanmıştım. Oyunculuk anlamında da daha toy olduğum zamanlardı.

Adım adım yükselişe geçtiğiniz bu doğru kariyer planlamanızda beraber rol almak istediğiniz oyuncular var mı? Varsa kimler?

Aslında çok fazla isim sayarım bunun için ama kariyerimin çok başındayım. Ve bu mesleğe karşı büyük bir açlık çekiyorum. O yüzden bulunduğum her projede çalışacağım insanları kim olursa olsun dört gözle bekliyorum. Hepsinden çok şey öğreneceğime eminim. En büyük temennim güzel insanlarla karşılaşmaya devam etmek. Hayat bana ne gösterecek ben biraz daha ona odaklıyım sanırım.

Son olarak sizi  izleyenlere bir mesajınız var mı? Veliaht izleyicilerine ne söylemek istersiniz?

Gösterdikleri ilgi ve alaka için kendi adıma çok teşekkür ederim. Her seyirci çok kıymetlidir. Onlar olmasa oyunculuk diye bir şey kalmazdı. Oyunculuk onlar için yapılıyor ve bunun en büyük muvaffakiyeti de onların beğenisini kazanmış olmak. Veliaht seyircileri iyi ki varlar!

Yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir