Herkese yeniden merhaba! Uzun süredir bu yorum yazısını yazmak için beklemedeydim. Dizi çıkar çıkmaz izleyip bilgisayar başına oturdum tabii ki. Mezarlık, muazzam bir sezonla geldi karşımıza! Bu sezon, ilk iki sezonun çok üstünde olmuş. Etkisinden uzun süre çıkamayız. Öyle çok yorum var ki etkilenen çok fazla. Ne acıdır ki izlediklerimizin hepsi gerçek. Bu yüzden iliklerimize kadar etkileniyoruz. Kadın olmanın zorluğu bir yana, giderek artan şiddete maruz kalmamız bir yana..

Özel suçlar ekibi, çözdükleri her cinayetten sonra bir zorluk imtihanına giriyorlar. Karşılaştıkları her durum, bir öncekinden çok daha zor. Çıta, bu sefer çok başka bir yerde. Uykusuz günler, içilen kahveler, sınanan sabırlar, kurtarılan kadınlar.. Günün sonunda başardıkları tüm kadınlara umut oluyor.

Önem, Serdar, Selin, Hasan, Berk ve Gökçe’nin sınavı bu sefer çok ağır. Ağzım açık izlediğim bir sezon oldu.

Önem başkomiser, Sude ile arasını düzeltmiş, Özel Suçlar’dan çekilmiş ve sakin bir hayata geçiş yapmak niyetindeydi. Ama işler hiç de düşündüğü gibi olmadı. Özel Suçlar Önem olmadan olmazdı. Sude ile arasının biraz olsun düzelmesi, Önem’in biraz da olsa yaşadıklarından uzaklaşmış olmasına sevinsem de o olmadan ekip çok eksik.

Bu sezonun en güzel detayı, bölüm bölüm izlediğimiz cinayetlerin yanı sıra tüm bölümlerde devam eden ana hikaye olmasıydı. Öncelikle Melike adlı bir influencer, bir cinayete kurban gidiyor. Dış görünüşü ile büyük derdi olan Melike, dijital dünyada kendine bambaşka bir kimlik yaratıyor ve yarattığı hayale inanıyor. Sosyal medyanın hayatlarımızın içine nasıl sızdığı, mükemmeliyetçilik algısının hayatlarımızı mahvedişi o kadar dokunaklı işlenmiş ki! Sude’nin yaşananlardan etkilenip kendisini sorgulaması da bunları kanıtlar nitelikteydi. Toplum baskısının dayattıkları bir kural ve zorunlulukmuş gibi yaşamaya çalışıyoruz. Kendimiz olabildiğimiz o minicik alan, bizi çok başka bir dünyaya götürebilecek iken hem de.. Melike, o küçücük dünyasına hapsoldu, kafasını pencereden uzatamadı. İzin verilmedi. Hayalleri olan bir kadındı.

İşte iğne deliğine de girseniz sizi bulacak o harika ekip! Özel Suçlar ekibinin her birinin zekası bir araya geldiğinde ortada zorluk kalmıyor. İzlerken gerçek bir polis teşkilatına kamera takılmış gibi hissediyorum. Senaryo ekibine şapka çıkartıyorum. Her detay düşünülmüş. Berk’in anlatımları özellikle çok önemli, bu konuda bilgisiz olsak bile dizinin önemli ölçüde bilinçlendirdiğini düşünüyorum.

Sezonun zirvesi “kutu cinayetleri” oldu. Bu kadar karmaşık, gizemli, tüyler ürpertici hikayeyi olabilecek en gerçek haliyle izledik. Ayrıca toplumu büyük ölçüde rahatsız eden “incel” topluluğuna değinmişler. Kadın düşmanlığı, psikolojik şiddet ve şiddetin yarattığı tahribat en ince ayrıntılarına kadar anlatılmış. Dizideki topluluk, nefret ettikleri ve aslında ‘ulaşamadıkları’ kadınları hedef haline getirip baskılamaya çalışıyor. Bu nefret dolu topluluk, kadınların en mahrem alanlarına girip, takip edip onların en zayıf noktalarından vurmayı hedefliyor. Hedefteki kadınlar bir bir kutular alıyor. Bu kutulardan çıkanlar hedefteki her kadını dehşete düşürüyor. İzlerken kanım dondu diyebilirim. Bu yaşananların gerçek olması, bu kadar ileriye gidilmiş olması çok acı veriyor. Biz bu kadar şiddeti hak etmedik, etmeyeceğiz. Siz hiç böyle şiddet saçan kadın topluluğu gördünüz mü? Eminim böylesini görmediniz…

İncel topluluğuna sızan Selin ve Berk’in sahnelerinde inanılmaz keyif aldım. Daha gerçekçi anlatılamazdı. Selin’in yer yer yazılanlara gözleri dolması, etkilenmesi beni mahvetti. Selin, bir profesyonel olarak soğukkanlılıkla işini halletmeyi hep başardı ama ilk defa Selin’i böyle dağılmak üzere gördük. Halbuki önceki sezon Serdar tarafından epey zorbalanmıştı, ona rağmen güçlü kalmayı başarmıştı. Ama bu sefer çok farklıydı işler.. Ne kadar profesyonel olunursa olunsun insanız işte, duygularımız var.

Ayrıca geçen sezon nefretten doğan aşk hikayesi olarak Selin – Serdar hikayesinin altyapısının hazırlandığını düşünmüştüm, umarım böyle güzel bir dizide araya içimizi ısıtacak yan hikayeler serpiştirilir. Ana hikayenin önüne geçmeyecek şekilde işlenen aşk hikayeleri her zaman güzel oluyor, umudumuz var.

Bir sahnede normalde robot gibi gözüken Berk’in “korkuyorum” dediği ve gözlerinin dolduğu o an hafızamdan gitmiyor. Ekibin her üyesine tek tek sarılmak istedim. Arbil Tabur, Baran Güler! İyi ki varsınız. Selin ve Berk’i başkası olarak düşünemiyorum. Özellikle Berk de muhteşem bir karakter!

Serdar Ata! Üzerine makale yazılacak adamsın. Ne diyeyim bilmiyorum. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki Olgun Toker, sen iyi ki Serdar olmuşsun! Serdar’ın bütün zayıflıklarını, merhametini, öfkesini, sevincini ve hayatı zaman zaman dalgaya alışını öyle iyi hissettirdin ki bize! Senin savaşını öyle hissettik ki içimizde. Babasına meslek aşkı ile, merhametiyle kafa tutuşu, tuttuğunu koparma inadı, zaman zaman öfkesine fazla yenik düşmesi. Öyle gerçek bir Serdar Ata izliyoruz ki. Özel Suçlar’ın olmazsa olmazısın..

Bu sezon Feriha ve Hasan’ı daha az izlemiş olmamıza biraz üzüldüğümü söylemeliyim. Hasan’ın oğluyla her konuşmasında boğazım düğüm düğüm oldu. Bu kadar yaşanmışlığa rağmen yıkılmadan durabilmesi mucize. Bu sezon ekibe katılan Gökçe’ye bayıldım! Yeşim Çelebi, harikasın. Operasyon sırasında Selin’in Gökçe’yi sakinleştirmeye çalışmasından onun da bir zamanlar mağdur olduğunu çıkardım. Bu arada, Gökçe’in zekasına hayran kaldım. Ekibin en az Berk kadar zekisi oldu. Detaycılığında keşfettikleri, şeytanın aklına gelmeyecek cinsten. Ekibe renk kattı ve kutu cinayetlerinin çözülmesinde büyük emeği var.

Bu sezon operasyon sahnelerinde çok heyecanlandım. Nefes kesici sahneler yazılmış. Önem’in soğukkanlılığı, Serdar’ın kendinden önce Önem’i korumaya çalışması, her adımını önden düşünmesi harikaydı! Birce Akalay, Olgun Toker! Siz iyi ki bir araya geldiniz! Özellikle Kıbrıs’ta yaptıkları operasyonu nefessiz izledim. Elbette işlenen tüm olaylar kan dondurucuydu ancak Kıbrıs bir başkaydı. Çok da spoiler vermek istemem. Sadece izlerken dil altı haplarınızı içmeyi unutmayın…

Biraz Önem başkomiser övelim! Birce Akalay’ın zirvesinin Önem Özülkü olduğunu düşünenlerdenim. Başkası oynasa bu kadar etkilenir miydim bilemiyorum! Kısa saçı, giyim tarzı, bakışları, sigara yakması! Her hareketiyle ikonik bir kadın Önem. Cesareti, soğukkanlılığı, üst düzey merhameti ve tüm kadınları kanatları altına alışı.. Psikolog Arzu’nun ölümünden sonra annesiz kalan kızına sahip çıkması o kadar güzeldi ki. Korkusuzluğu, kendinden önce Sude’yi düşünmesi, canını kurtarmak istediği kadınlar için hiçe sayması. Çok başkasın Önem Özülkü! Spoiler vermek istememekle birlikte son sahne nezdinde konuşuyorum. Allah aşkına heykeli tam oraya dikilsin bu kadının.. İzleyenler anladı.

Onur Durmaz’a ayrı bir parantez açmak istiyorum! Kendisi bu sezonun kötüsü. Çoğumuz onu Yargı dizisinin Engin’i olarak biliyoruz. Yine çok orijinal bir kötü olarak karşımızda. O nasıl bir oyunculuk? Biraz daha böyle bir rolde çıkarsa karşımıza, rolü gerçek sanacağız. Kim düşündü, nasıl düşündü bilmiyoruz ama böyle yorumlanmaz ki! Kabuslarımızın kadrolu kötüsü belli oldu. Bora, biz daha kötüsünü görene kadar en kötüsü. Önem’e denk gelmiş olması, onu bitiren darbe oldu.

Mezarlık, açık ara yapılmış en iyi dijital iş diyebilirim. Gönül isterdi ki uzun uzun anlatayım sezonu. Ama izleyin istiyorum. İzleyin ve daha çok Mezarlık konuşalım! İsteyince ne kadar kaliteli dizi yapabiliyoruz değil mi? Mezarlık bunun en büyük ispatı! Seyirciye saygı duyan, özenli işlerin hastasıyız! Çeken, oynayan, yazan, bu işi izlememize imkan tanıyan herkesten razıyız. Bizlere böyle bir hikaye izlettiğiniz için bir kadın olarak teşekkür ederim. Tüm mağdur kız kardeşlerimizin sesi daha gür çıkmalı. Sayenizde belki bir korku duvarı daha yıkılacak. Böylesine bir yarayı, böyle etkileyici ve gerçek anlatmak yürek ister. Tüm ekibin gözlerinde o acıyı, samimiyeti hissettim. Her biri hikayeyi yüreğine almış, bambaşka bir yere koymuş. Biz de aldık, başımızın üzerine..

Biz sizi çok sevdik! Ömrünüz Arka Sokaklar ömrü olsun! 🙂

Yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir